
Sevgili cayicen takipçileri, bundan böyle ben de yorumlarımı cayicen bünyesi dahilinde yapacağım. Krmcntn'yi daha önceden tanıyan kardeşlerimize buradan ulaşmak fırsatını tanıdıkları için, blog yetkililerine teşekkürü borç bilirim.
Gelelim konumuza; bildiğiniz üzere Beşiktaş Bayan Basketbol takımı oyuncularından Milica Daboviç geçtiğimiz şubat ayında bir dergiye vermiş olduğu pozlar yüzünden takımdan kovuldu. Kovulduktan sonra yaptığı açıklamada Çarşı'nın, zamanında Pascal'a sahip çıkmadığı gibi, kendisine de sahip çıkmadığını söyledi.
A benim güzelim, daha kaç ay olmuş geleli de çarşıyı, Pascal'ı öğrenmişsin? Sen boşver bu işleri, ilik gibi vücudun var, hayat boyu sırtın yere gelmez yavrucuğum. Genç, güzel bir kız olarak tabi ki poz verebilirsin, takımdan kovulman bu bağlamda ağır olabilir, ama taraftarı ağzına sakız etmek yakışıyor mu sana? Sırf seni görmeye gelen kaç taraftar vardır? Senden bir forma, bilemedin bir öpücük almak için birbirini ezen cefakarlara ne diyeceksin?
Olsun laftır söylenir aldırma, gönüllerimizin bebişisin sen Milica.. Hayatında başarılar diliyorum..
litvanya ve ukrayna kökenli sovyet oyuncu kanchelskis de dönemin efsane takımı dinamo kiev'de futbol hayatına başladı. 1990 yılında shakhtar donetsk'e transfer olduktan bir yıl sonra 1991 yılında manchester united'a katılarak ada macerasına başladı. ingiltere'deki ilk sezonunda sadece ligin son maçında forma giyen oyuncu, ikinci sezonunda epey forma şansı bulurken takımına lig kupasını almasında yardımcı oldu. 1992-1993 sezonunda manchester united ilk kez premier league'i kazanırken, kanchelskis de takımın as oyuncularından biri olmuştu. gitgide artan performansıyla manchester united'ı taşıyan oyunculardan biri haline geldi ve 94-95 sezonunda 32 maçta 15 gol atarak takımın en skorer oyuncusu olmayı başardı. ancak sezonun sonlarında kanchelskis'in fıtık sorunları yaşaması, eric cantona'nın crystal palace maçında taraftarlara saldırmasından dolayı ceza alması ve andy cole'un da kupa maçlarında oynayamamasından ötürü manchester united sezonu kupasız kapadı.bu başarısız sezonun ardından teknik direktör alex ferguson'la yaşadığı sorunlardan dolayı transfer listesine konan oyuncu, kulüp tarihinin en pahalı transferi olarak 5 milyon pound'a everton'a transfer oldu. o sezon everton formasıyla 16 gole imza attı ve ismi ada'nın en iyi sağ kanat oyuncuları arasında geçmeye başladı. everton taraftarları için ise onu özel kılan şey, ezeli rakipleri liverpool'a anfield road'da attığı 2 goldü. everton o sene ligi altıncı sırada tamamladı ve avrupa kupalarına katılamadı. kulübün yaşadığı mali sıkıntılardan dolayı da kanchelskis 8 milyon pound'a fiorentina'ya satıldı.
italya'da yeterince şans bulamayan ve bulduğu şansları da iyi değerlendiremeyen kanchelskis'in kariyeri baş aşağı gitmeye başlamıştı. tekrar ada'ya dönen ve dört sene glasgow rangers forması giyen oyuncu old firm derbisinde de gol atma başarısı göstererek tarihe geçti. halen manchester, liverpool ve glasgow derbilerinde gol atan yegane oyuncu ünvanını korumaktadır.kısa süreler manchester city, southampton ve al-hilal takımlarında da oynadıktan sonra ülkesinde saturn takımına döndü. 2006 yılında ise krylie sovetov takımında oynadıktan sonra futbolu bıraktı.
şu anda ülkesinin nosta novotroitsk takımında sportif direktör olarak görev yapıyor.
Geçen hafta gittiği Körfez Belediyespor deplasmanında son dakikada yediği şok golle 2 puan kaybeden boğazın yargıçları, haftalardır süren şanssızlığını Mersin İdmanyurdu karşısında sona erdirdi. Lig lideri Mersin İdmanyurdu bu mağlubiyetle liderlik koltuğunu Bucaspor’a kaptırırken, Beykoz puanını 9’a yükseltti. Takım olarak sahada inanılmaz bir performans gösteren Beykozspor 1908 AŞ’nin 1-0 kazandığı karşılaşmanın golünü namı değer Rüzgarın Oğlu Recai kaydetti.
Semtimiz, Sevdamız...
Bülent Uygun konuşmaya devam ediyor."Evet biz 5 yeriz, 7 yeriz ama 6 yemeyiz. Belki 7 yeriz, 9 yeriz ama 8 yemeyiz”
Kendisini en son Arsene Wenger'e hodri meydan okurken görmüştük. Aynı konuşmasında Galatasaray'ı Sivas'ta karanfillerle karşılayıp, alkışlarla uğurlayacağız diyen Uygun, bu fikrinden vazgeçmiş olmalı ki Galatasaray ve Beşiktaş'a taş atmaktan geri kalmıyor.
Bu ilk vukuatı olmadığı gibi son vukuatı da olmayacak Bülent Uygun'un. Unutulmamalı ki Bülent Uygun, zamanında küme düşen Manisaspor'un futbolcularını ahlaksızlıkla, manita peşinde koşmakla suçluyordu.
Sivasspor'un başarısını kimse küçümseyemez ancak Uygun yaptığı her açıklamayla daha antipatik oluyor ve takımını daha da antipatik gösteriyor.
Denizlispor ile UEFA kupasında birer birer turları atlarken, Gençlerbirliği ile lig yarışında son haftalara kalırken ve bu sezon ligde Trabzon'u yeniden diriltirken kimse Ersun Yanal'ın ağzından diğer rakiplerine sataştığını duymadı.
Ertuğrul Sağlam, bir önceki sezon mucizevi bir şekilde kümede kalan Kayserispor'dan taş gibi bir takım yaratıp ligin en zor deplasmanı yaparken kimselere sataşmadı. Yarattığı takım sonunda Türkiye Kupası'nı kazandı.
Anlaşılan kendisine Mourinho ve Fatih Terim'i örnek alıyor. Unuttuğu bir şey var ki Fatih Terim de Jose Mourinho da avrupa kupası sahibi ve en az 3-4 kere de kendi liglerini şampiyon olarak tamamladılar. Egolarının -sevmesek bile- bir sebebi var.
Ufkunun sınırları bu kadar dar olduğu sürece sevilmeyeceksin Bülent Uygun.
matt le tissier, southhampton'un efsane oyncusu. 1968 doğumlu olan le tissier'in southampton kariyeri 1985 yılında okulu bırakıp oxford united'la anlaşmak üzereyken bir anda vazgeçilmesiyle başlıyor. o günden beri southampton takımının formasını giyen "le god" takımına kattıklarıyla ve sadakatiyle kulübün en sevilen oyuncusu olmayı başardı. bayrak adamlık müessesesinin gözümdeki en mühim temsilcilerinden. futbolu bıraktıktan sonra yazdığı otobiyografisinde de belirttiği gibi içinde sayısız kupalar kaldırabileceği milan ve chelsea gibi önemli takımların da olduğu pek çok transfer teklifini reddedip kariyerini sürekli orta sıra mücadelesi veren southampton formasıyla sonlandırdı. bir orta saha oyuncusu olmasına rağmen takım tarihinin en fazla gol atan ikinci ismi olmayı başardı. southampton formasıyla çıktığı 540 maçta 209 gol attı, kariyerinde kullandığı 48 penaltının da 47 sini gole çevirdi. (premier league'de bu alanda rekor eric cantona'nın. cantona kullandığı tüm penaltıları gole çeviren tek oyuncu.) attığı gollerin önemli kısmı uzaktan yaptığı müthiş vuruşlardan. iki ayağına da çok hakim bir futbolcuydu. hem attığı paslarla takımına pozisyon yaratıyordu, hem de hakikaten mesafe tanımaksızın yaptığı vuruşlarla önemli maçlarda takımına katkı sağlıyordu.
93-94 sezonunda blackburn rovers'a attığı gol yılın golü seçilirken le tissier de 30 golle gol kralı oldu.
kulüpler bazındaki bunca başarı ve transfer taleplerine rağmen ingiltere milli formasını yalnızca 8 kere giydi ve gol atamadı.
hocaların "çok zeki ama hiç çalışmıyor" ya da yorumlarıyla çığır açan spor düşünürlerinin "müthiş yenekli ama kendine bakmıyor" tadındaki eleştirilerden de epeyce nasibini aldı kariyeri boyunca. tabloid basının günah keçisi ilan ettiği isimlerin başındaydı. milli takım kariyerinin bitişinde de italya ile oynanan ve 0-0 biten maçın ardından ingiliz tabloid basınının günlerce le tissier'in kaçırdığı kafa vuruşunu yazıp çizmesinin etkili olduğu söylenir.
futbol yaşamının sonlarında sakatlıklarla boğuşan le tissier'in son maçı arsenal ile oynanan lig maçıydı. maçın sonlarına doğru oyuna giren ve sol ayağıyla attığı müthiş şutla takımının arsenal'i 3-2 yenmesini sağlayan le god'a da böyle bir veda yakışırdı.
2002 yılında jübilesini yaptı, şimdi sky sports'da yorumculuk yapıyor.
bu da yılın golü seçilen müthiş vuruşu:
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










