ülker'in basketbol şubesini kapatması ve sonrasındaki fenerbahçe ile olan evlilik herkesin malumu. derdim asla ezeli rakiplere taş atmak değil ama gördüğüm/bildiğim kadarıyla da ülker'den alınan destek anlamında şimdiye kadar en düzgün işleyen sistem de fenerbahçe'nin uyguladığı sistem. böyle bir evliliğe gerek var mıydı? gelen iki şampiyonluk ve 2 euroleague Top 16 başarısına rağmen gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bence hayır. "ama barcelona bile isminin başına sponsor alıyor..." gibi hamaset edebiyatlarını ciddiye almıyorum. farklı ülkelerin kültürlerini birebir bize adapte edip sonuçlara varmak manasız oluyor. buyrun bir bakın liverpool tribünleri ve fenerbahçe tribünlerine. herhangi bir fark görebiliyor musunuz? olmuyor ama işte.
velhasıl konu bu değil. malum evlilik ve özellikle akabinde türlü çin oyunlarıyla aydın örs'ün görevine son verilmesinin ve federasyonla yapılan şuursuz anlaşma ile tanjevic'in takımın başına gelmesinin ardından fenerbahçe basketbol şubesi sorumlularının ağzından düşmeyen bir "herşey 2010 için, biraz sabır" sözü var. bu 2010 senesi ne menem bir seneyse artık uğruna gerçek bir fenerbahçeli ve karşı karşıya geldikleri müsabakalarda tanjevic'e karşı üstünlük sağlayan aydın örs önce yollandı, ardından fenerbahçe ve basketbol sözcüklerini duyan herkesin yanına iliştireceği üçüncü isim olan ibrahim kutluay.
buyrun o meşhur 2010 da geldi. size göre günü kurtarmaya yönelik hareketler yapan, iki hamle ötesini düşünemeyen galatasaray'da quinton hosley ve tolliver varken, fenerbahçe'de hala kendisini geliştirememiş preldzic ve vidmar var. bunun yanı sıra bu iki gencin arkasında unutulan serhat çetin ve sezon başında erdemir'e kiralanan hakan demirel var. tüm avrupa macerası problemli geçen ancak aydın örs ile birlikte takım oyunu oynamaya başlayan ancak tanjevic'le yaşanan sorunlar ardından ayrılan solomon ve yerine gelen vasıfsız green var. 100. yıl şampiyonluğunda özellikle efes pilsen final serisindeki müthiş savunmasıyla şampiyonluğa büyük katkısı olmasına rağmen daha sonra nedense defterden silinen ve şu aralar mersin b.b.'de oynayan eddie basden var. yani kısacası var oğlu var. gelecek büyük başarılar için sabredilmesi gereken 2010 yılı kapıya dayanmışken fenerbahçe'de durum bu.
bu noktada sorulması gereken soru şu: fenerbahçe, isminin yanına ülker'i almadan da bu oyuncuları kadrosuna katamaz mıydı? bence giricek dışındakileri kesinlikle katabilirdi. bu evliliğin fenerbahçe için yararını bir kişi çıkıp söyleyebilir mi? yıllardır eleştirdiğimiz müessese takımlarının maddi gücü sayesinde kulüp takımlarını ezmesinden yine muzdarip olacaksak ülker ne iş yapar? maddi güç anlamında türkiye'deki tek rakibin olan efes pilsen ile transferde yarışamıyorsan ne diye varsın sen ülker?
"yönetim ne yaptığını biliyordur" "hep destek tam destek" mottosuyla yanıp tutuşan antu forum taraftarı profili 2010 geldiğinde ne diyecek en çok da onu merak ediyorum.
yukarıdaki resim basketbol federasyonu sitesinden alıntı. ibrahim kutluay'ın bu sene teknik üniversite formasıyla ortaya koyduğu performans. 26.93 sayı, 3.7 rebound, 3 asist, 1.5 top çalma. 2010 hedefleri dahilinde yetersiz görülen, bu seneki rotasyonda 5-6 dakika kendisine çok görülen ibrahim kutluay.
Belli bir kısım futbolsever tarafından "beleşçi golcü", "boş kale topçusu" ya da "ballı" olarak nitelendirilen Filippo Inzaghi, takımı Milan'ın Siena'yı 5-1 yendiği maçta attığı 2 golle, kariyerinin 300. golüne ulaştı. Gerçekten de sevgili sporseverler, Inzaghi'nin attığı hiçbir golü ayakta alkışladığımı hatırlamıyorum. Pozisyona girme dışında, sahada yapması gereken işleri layıkıyla yapamadığını düşünüyorum. Ancak, önümüzde koskocaman bir gerçek var; 1991 yılında Piacenza'da başladığı ve 18 yıldır Juventus, Milan gibi üst düzey takımlarda sürdürdüğü kariyerinde kaydettiği 300 gol! Simone gibi tırt bir kardeşi olduğu da düşünülürse söylenecek tek bir söz kalıyor geriye; helal olsun Superpippo!
Sevgili cayicen takipçileri, bundan böyle ben de yorumlarımı cayicen bünyesi dahilinde yapacağım. Krmcntn'yi daha önceden tanıyan kardeşlerimize buradan ulaşmak fırsatını tanıdıkları için, blog yetkililerine teşekkürü borç bilirim.
Gelelim konumuza; bildiğiniz üzere Beşiktaş Bayan Basketbol takımı oyuncularından Milica Daboviç geçtiğimiz şubat ayında bir dergiye vermiş olduğu pozlar yüzünden takımdan kovuldu. Kovulduktan sonra yaptığı açıklamada Çarşı'nın, zamanında Pascal'a sahip çıkmadığı gibi, kendisine de sahip çıkmadığını söyledi.
A benim güzelim, daha kaç ay olmuş geleli de çarşıyı, Pascal'ı öğrenmişsin? Sen boşver bu işleri, ilik gibi vücudun var, hayat boyu sırtın yere gelmez yavrucuğum. Genç, güzel bir kız olarak tabi ki poz verebilirsin, takımdan kovulman bu bağlamda ağır olabilir, ama taraftarı ağzına sakız etmek yakışıyor mu sana? Sırf seni görmeye gelen kaç taraftar vardır? Senden bir forma, bilemedin bir öpücük almak için birbirini ezen cefakarlara ne diyeceksin?
Olsun laftır söylenir aldırma, gönüllerimizin bebişisin sen Milica.. Hayatında başarılar diliyorum..
litvanya ve ukrayna kökenli sovyet oyuncu kanchelskis de dönemin efsane takımı dinamo kiev'de futbol hayatına başladı. 1990 yılında shakhtar donetsk'e transfer olduktan bir yıl sonra 1991 yılında manchester united'a katılarak ada macerasına başladı. ingiltere'deki ilk sezonunda sadece ligin son maçında forma giyen oyuncu, ikinci sezonunda epey forma şansı bulurken takımına lig kupasını almasında yardımcı oldu. 1992-1993 sezonunda manchester united ilk kez premier league'i kazanırken, kanchelskis de takımın as oyuncularından biri olmuştu. gitgide artan performansıyla manchester united'ı taşıyan oyunculardan biri haline geldi ve 94-95 sezonunda 32 maçta 15 gol atarak takımın en skorer oyuncusu olmayı başardı. ancak sezonun sonlarında kanchelskis'in fıtık sorunları yaşaması, eric cantona'nın crystal palace maçında taraftarlara saldırmasından dolayı ceza alması ve andy cole'un da kupa maçlarında oynayamamasından ötürü manchester united sezonu kupasız kapadı.
bu başarısız sezonun ardından teknik direktör alex ferguson'la yaşadığı sorunlardan dolayı transfer listesine konan oyuncu, kulüp tarihinin en pahalı transferi olarak 5 milyon pound'a everton'a transfer oldu. o sezon everton formasıyla 16 gole imza attı ve ismi ada'nın en iyi sağ kanat oyuncuları arasında geçmeye başladı. everton taraftarları için ise onu özel kılan şey, ezeli rakipleri liverpool'a anfield road'da attığı 2 goldü. everton o sene ligi altıncı sırada tamamladı ve avrupa kupalarına katılamadı. kulübün yaşadığı mali sıkıntılardan dolayı da kanchelskis 8 milyon pound'a fiorentina'ya satıldı. italya'da yeterince şans bulamayan ve bulduğu şansları da iyi değerlendiremeyen kanchelskis'in kariyeri baş aşağı gitmeye başlamıştı. tekrar ada'ya dönen ve dört sene glasgow rangers forması giyen oyuncu old firm derbisinde de gol atma başarısı göstererek tarihe geçti. halen manchester, liverpool ve glasgow derbilerinde gol atan yegane oyuncu ünvanını korumaktadır.
kısa süreler manchester city, southampton ve al-hilal takımlarında da oynadıktan sonra ülkesinde saturn takımına döndü. 2006 yılında ise krylie sovetov takımında oynadıktan sonra futbolu bıraktı.
şu anda ülkesinin nosta novotroitsk takımında sportif direktör olarak görev yapıyor.
Geçen hafta gittiği Körfez Belediyespor deplasmanında son dakikada yediği şok golle 2 puan kaybeden boğazın yargıçları, haftalardır süren şanssızlığını Mersin İdmanyurdu karşısında sona erdirdi. Lig lideri Mersin İdmanyurdu bu mağlubiyetle liderlik koltuğunu Bucaspor’a kaptırırken, Beykoz puanını 9’a yükseltti.
Takım olarak sahada inanılmaz bir performans gösteren Beykozspor 1908 AŞ’nin 1-0 kazandığı karşılaşmanın golünü namı değer Rüzgarın Oğlu Recai kaydetti.
Bülent Uygun konuşmaya devam ediyor. "Evet biz 5 yeriz, 7 yeriz ama 6 yemeyiz. Belki 7 yeriz, 9 yeriz ama 8 yemeyiz”
Kendisini en son Arsene Wenger'e hodri meydan okurken görmüştük. Aynı konuşmasında Galatasaray'ı Sivas'ta karanfillerle karşılayıp, alkışlarla uğurlayacağız diyen Uygun, bu fikrinden vazgeçmiş olmalı ki Galatasaray ve Beşiktaş'a taş atmaktan geri kalmıyor. Bu ilk vukuatı olmadığı gibi son vukuatı da olmayacak Bülent Uygun'un. Unutulmamalı ki Bülent Uygun, zamanında küme düşen Manisaspor'un futbolcularını ahlaksızlıkla, manita peşinde koşmakla suçluyordu.
Sivasspor'un başarısını kimse küçümseyemez ancak Uygun yaptığı her açıklamayla daha antipatik oluyor ve takımını daha da antipatik gösteriyor.
Denizlispor ile UEFA kupasında birer birer turları atlarken, Gençlerbirliği ile lig yarışında son haftalara kalırken ve bu sezon ligde Trabzon'u yeniden diriltirken kimse Ersun Yanal'ın ağzından diğer rakiplerine sataştığını duymadı. Ertuğrul Sağlam, bir önceki sezon mucizevi bir şekilde kümede kalan Kayserispor'dan taş gibi bir takım yaratıp ligin en zor deplasmanı yaparken kimselere sataşmadı. Yarattığı takım sonunda Türkiye Kupası'nı kazandı.
Anlaşılan kendisine Mourinho ve Fatih Terim'i örnek alıyor. Unuttuğu bir şey var ki Fatih Terim de Jose Mourinho da avrupa kupası sahibi ve en az 3-4 kere de kendi liglerini şampiyon olarak tamamladılar. Egolarının -sevmesek bile- bir sebebi var.
Ufkunun sınırları bu kadar dar olduğu sürece sevilmeyeceksin Bülent Uygun.