galatasaray'ın dean sounders transferinin üzerine klasik "transferde büyüklerin sidik yarışı" felsefesi ile apar topar, çok büyük ihtimalle adam gibi araştırıp soruşturmadan aston villa'dan alınmıştı dalian atkinson. fena da oynamadı türkiye'de, 24 maçta 10 gol attı ama muhtemelen kimse kadıköy'de galatasaray'a attığı 3 gol dışındakileri hatırlamıyordur. o dönemler bursa'da ikamet ettiğimizden tribünde yerimizi alamamıştık. ercan taner'in o muhteşem heyecanlı anlatımıyla izledik derbiyi. "arapası atkinson" sözlerinin literatüre girdiği maç o maçtır herhalde.
bizde oynadığı dönemde de kilo problemleri vardı ama bakıyorum topu bırakınca iyice salmışsın dalian. yemeği kıs biraz. öğün aralarını meyveyle geçirmeye çalış. üç beyazdan uzak dur.
oğlum hisli adamım lan ben duygulandım bak yine şimdi. hey gidi günler.
Bizim derbilerde de bunları görmek istiyoruz. Ama nerde? Hele bunun Telegol formatında olduğunu... Off düşünemiyorum bile... Ki bizim PES karşılaşmalarımız da bile daha çirkin görüntülerin oluştuğunu düşünürsek...Off tamam...Ama duramıyorum... Haftasonu için mesala Aziz Üstel-Ömer Çavuşoğlu ikilisi...Çirkinliğe gel...Tamam hadi videoları izleyin...
Ayrıca bi maçta üç penaltı kaçırdı diye Milli Takım'a tekrar çağırılmaması büyük bir ayıp. Arjantin de artık penaltının lafını edecekse, San Marino bıraksın futbolu. Ortega'nın oynadığı takımda şu adam nasıl olmadı yıllarca akıl almıyor.
beşiktaşlı olmadığımı blog ekibi yakından bilir. ancak cumartesi günü beşiktaş'ta kısa bir süre de olsa gördüklerim gayet güzeldi.
ne olurdu binlerce taraftar otobüse eşlik etse?
şampiyonluğa inanmış taraftar grubu, ellerinde meşaleler, biralar ile hem eğleniyorlar hem de takımılarını destekliyorlardı. gördüğüm kadarıyla da her hangi bir taşkınlık yapmadan.
polis haftasında her sene mecidiyeköy'den taksim'e kadar "yolu kapatıp" yürüyüş yapan, obama için istanbul'u karantina altına alan emniyet güçleri, 1 mayıs'ta güya "ekonomik" sebeplerle taksimi halka kapatmaya uygun görmüştü. şimdi görüyoruz ki beşiktaş taraftarının gösterisini de yolu kapatıyorlar gerekçesiyle biber gazı ve su eşliğinde dağıtmayı uygun görmüş. hem de arkalarında onlarca yaralı bırakarak.
bırakın insanlar eğlensin. bırakın insanlar istediğini söylesin? iki polisin koluna girip götürdüğü bir taraftarın suratına tekme atmak için nasıl bir ruh halinde olmak lazım acaba? gaz bombaları stoklarını eritme mevsimi geldi galiba. ne kaldı ki 1 mayıs'a. burda taraftara, 1 mayıs'ta emekçilere. sahi siz kimi kimden koruyorsunuz?
Polis Haftasıymış bu hafta. Bu haftanın kutlamalarına gayet iyi başladılar diyebiliriz. Tatmin olduklarına eminim diyebilirim.
Gün Abbasağa’da başladı. Abbasağa dağıldı, biraz daha orada takıldık. Barbaros’un üzerinde takımı beklemeye başladık. Takımın geldiğini Yıldız’dan yükselen duman bulutundan anlamıştık. Yerimizi aldık. O an anladım olayların çıkacağını. Polis’in sert tavrını anlamak bugün değildi. Aşağıya doğru yürümeye başladık. Kazanın çok kalabalık olduğunu duyduk ve çarşının içinden şairlere yollandık. Kötü haber tez gelir ya aynen öyle oldu.
Unutulmayacak bir gün yaşadık. Sevgisiyle, çoşkusuyla, sefaletiyle ve eziyetiyle. Eziyet edenler bizi hiç sevmediler, sevmeyeceklerde. Ama biz onlardan sadece bizimde insan olduğumuzu unutmamalarını istiyoruz.
Cem Abi, senin gibilerin bu tribünde olması bize daha çok güç veriyor. Beşiktaş’ın neden Beşiktaş, Çarşı’nın neden Çarşı olduğunu bize bir kez daha hatırlattın abi. Sene başında sizsiz olmayacağını söylemiştik, nasıl olurdu halimiz hiç düşündün mü abi?