
kadın dediğin taktın mı koluna yakışacak, vurdun mu duvara yapışacak.
yersen...

Şampiyonluğun kaybedildiği maçtan sonra yaşanan olaylarla ilgili ısrarla yazmak istemedim. Sabrı zorlanan bir Fenerbahçe tribününün olayları nerelere vardırabileceğini görmüş oldu herkes. Ayıp ayıpla örtülmez elbet, Fenerbahçe taraftarının yaptığını ben de maruz görmüyorum ancak olayı "Fenerbahçe taraftarı şampiyonluğun kaçmasını hazmedemedi" şeklinde yorumlamak abestir. Bu camia ki senelerdir mücadele ettiği türlü branşlarda gerek kendisi gibi kulüp takımlarına, gerek müessese takımlarına defalarca şampiyonluğu kaybetmiş, ancak olaylar hiç bir zaman bu noktaya gelmemiştir. En yakın örnek olarak geçtiğimiz sene Eczacıbaşı'na kaybedilen voleybol şampiyonluğunu örnek vermek mümkün. 2-0 önde olduğumuz seride 3. maçta şampiyonluğa giderken 22-18'den dönen/döndürülen ve ardından kaybedilen şampiyonluktan sonra en ufak bir olay olmadı. Demek istediğim şudur ki, Sezen Aksu şarkısı misali "masum değiliz hiç birimiz." Olayların bu noktaya tırmanışında Tuncay Özilhan, Ergin Ataman ve saha içinde aslan parçası, saha dışında ise İstanbul beyefendisi karakterine bürünen, şizofreni başlangıcı yaşıyor olması kuvvetle muhtemel Kaya'nın da seri boyunca utanmadan sürdürdükleri icraatlarını görmezden gelmemek lazım.
Esas şampiyonluktan sonra yaptırılan yukarıdaki afişe takıldım. 33 senede 13 şampiyonluk falan onlara değil. "Bizi gönülden destekleyen tüm taraftarlarımıza teşekkürler" ibaresi ve arkadaki coşkulu tribün görüntüsü beni benden aldı. Efes Pilsen'in herhangi bir maçta öyle coşkulu bir taraftar kitlesi oldu mu acaba? Olduysa neden maçtan bir enstantane değil de verilen talimatla sevinip coşan figüranlardan oluşan bir fotoğrafı koymayı uygun gördüler acaba?
Yapmayın, etmeyin...
Bana herşeyi deyin, Efes Pilsen taraftarı demeyin.
Yok öyle bir şey çünkü.

Ofis taşındı, yerleşildi, parasız yatılı bile geldi, yaz okuluna başlandı...
PES olmadan bir şeyler eksikti sanki.
O da başladı.
Hani Ibrahimoviç, nerede Javier Zanetti....
efildeyiz

Mehmet Topuz transferinde artık kimsenin merak etmemeye başladığı son geldi. Olması gerekenden mümkün olan en uzak şekilde işleyen bir transfer hikayesi, bir nevi saraydan kız kaçırma. Mehmet Topuz’a Türkiye’nin 3 büyük kulüp dışında oynayan en iyi Türk oyuncusu olduğu için ilgi normal olarak yüksek. Transfer sürecinde yaşananlar ilginç. Fenerbahçe Kayserispor yönetimiyle anlaşıyor, Beşiktaş futbolcuyla… Sonra Fenerbahçe ve Beşiktaş arasında müthiş bir medya savaşı başlatılıyor. Önce Beşiktaş başkanı oyuncuya forma giydirip, Beşiktaşlı olduğunu söyletip, bu şartlar altında Fenerbahçe’nin Mehmet’i transfer etmesi halinde koca bir “ezik” olacağını iddia ediyor, ardından Aziz Yıldırım çıkıyor bu işin peşini bırakmayacağını ve kamuoyundaki tüm belirsizlik havasının aksine sergilediği kesin tavırla Mehmet’in Fenerbahçe’de forma giyeceğini söylüyor. Akabinde gelen “küçük Ahmet” çirkinliği de herkesin malumu.
Ve transferin bittiği gün… Hürriyet’te yazan habere göre Aziz Yıldırım Mehmet’le görüşmek için Kayseri’ye gidiyor. Hürriyet’in verdiği haber doğruysa eğer transferin bittiği gün Mehmet’in yanında olanlar sporla zerre alakası olmaması gereken insanlar. Üsküdar Beşiktaşlılar Derneği Başkanı, Kayseri Ülkü Ocakları Başkanı ve tabi ki Aziz Yıldırım. Daha yakın geçmişte Fenerbahçe’ye kurumsal bir yapı kazandırdığını gerine gerine anlatan Aziz Yıldırım… Kurumsal kulüplerde transfer edilen oyuncuyu bizzat gidip getiren başkan da varmış onu görmüş olduk. Aziz Yıldırım Mehmet’le görüşüyor, ikna ediyor ve gece yarısı uçakla İstanbul’a getiriyor. Mehmet Topuz’a şaşalı bir imza töreni düzenleniyor, bu sefer de Fenerbahçe yönetimi Mehmet’e “formayı tuttum ama giymedim” dedirtiyor, “Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak” şapkasını taktırıyor.
Beşiktaş cephesinin feveranı bitmiyor. Fenerbahçe’yi gayri nizami transfer politikası yürütmekle suçluyor hatta hatta Beşiktaş’ın şampiyonluğunun gölgelenmeye çalışıldığını iddia ediyor. Bunları söyleyenlerin Ashley Cole’un Chelsea’ye transferinde Chelsea kulübünün aldığı cezayı bilmiyor olmalı. FIFA kurallarına göre sözleşmesinin bitmesine 6 aydan fazla olan oyuncuyla görüşmek suç. Demirören yönetiminden her zamanki gibi muazzam bir düz mantık. “Ben Beşiktaşlıyımdiyen oyuncu Beşiktaş’ta oynayabilir"den sonra “Şampiyon olan takım flaş transfer yapar. Rakipleri yaparsa amaç şampiyonluğu gölgelemektir.” Ezeli rakibi tuttuğunu öyle ya da böyle belirten bir oyuncunun takımımda oynamasından ben hoşnut değilim. Demirören de bu tutumu beğenmiyorsa ve önceki açıklamalar emsal kabul edilecekse Denizlispor’da oynarken “Ben Fenerbahçeliyim” diyen Yusuf’u ve İnönü’deki Fenerbahçe derbisinden sonra “Kızınız Nobre’yi oğlumuz Emre’ye(Aşık) istiyoruz” pankartı açılan Nobre’yi takımına kazandırmayacaktı. Kaldı ki yakın geçmişte Yusuf’u kulübüyle görüşerek son anda Trabzonspor’un elinden Demirören benzer olayda böylesine bir tepki gösterirken Türk kamuoyunun balık hafızasına güveniyor olmalı. Şampiyonluğu gölgelemek iddiasını görünce nutkum tutuldu zaten. Yorum yapmak güç.
Bundan sonra olacaklar da belli. “Seni Seviyoruz Emre Belözoğlu”, “Sıra sende Arda Turan” pankartlarını açan taraftar güruhundan daha kalabalık bir güruh sahip çıktı Topuz’a. Açıkçası şaşırdım. Ezeli rakibe transferde atılan çalım olarak göremiyorum ben bu transferi. İstemiyorum da. Bunlar için artık geç. Topuz aynen Tümer Metin’in Alkmaar maçlarında olduğu gibi iki Avrupa Ligi maçında yıldızlaşır, ne “Ben Beşiktaşlıyım” açıklaması hatırlanır ne de forma giymesi.

Sezon ortasından beri Fenerbahçe'ye gelecekleri konuşulan iki oyuncunun transferi artık kesinleşti. Bekir'i devre arasında da istemişti Fenerbahçe, Gaziantepspor'un 6 ay sonra sözleşmesi bitecek oyuncu için astronomik bir bonservis istemesinden dolayı transfer sezon sonuna kalmıştı. Bonservis ödemeden Fenerbahçe Bekir'i kadrosuna kattı. Geçmişi parlak bir oyuncu. Yine de gözümün önünden gitmeyen Kemal Aslan ve Mahmut Hanefi örneklerini düşününce insan ister istemez büyük konuşmaktan kaçınıyor.
Bilica da bu sezon Sivasspor'u başarıya taşıyan defansif anlayışın en önemli parçasıydı. Türkiye için gayet iyi bir stoper, Avrupa'daki performansını da göreceğiz. Alex ve Carlos'un yanına frikikler için bir aday daha eklenmiş oldu Bilica'nın gelişiyle. Bilica'nın bonservis bedeli için ise Yasin Çakmak ve 3 tane kiralık oyuncu verecek Fenerbahçe. Yasin Çakmak'ın kaybedilişine açıkçası üzüldüm. Türkiye'deki kalburüstü savunma oyuncularından biri gözümde Yasin. Kaldı ki Yasin'i verip onun yerini doldurmak için Bekir'i almak Fenerbahçe'de nasıl bir fark yaratacak anlamış değilim. Servet Çetin'inkine benzer bir senaryoyu izlememiz çok muhtemel bence. Yasin'i iyi geçireceği bir sezonun ardından Galatasaray, Beşiktaş ya da Trabzonspor'da görebiliriz bir sonraki sene.
Selçuk Şahin'le de sözleşme yenilenmiş. Anlaşma şartlarını bilmiyorum ama eğer Selçuk'un sene içinde istediği şartlarda bir sözleşme imzalandıysa yazık olmuş.
Yurt içinde yapabileceği transferin önemli kısmını bitirdi Fenerbahçe. Bundan sonra mevcut kadroda beğenilmeyen yabancıların durumu ve yerine gelecekleri bekleyeceğiz.

Öncelikle şampiyonluktan bahsedelim. Özlem duyduğumuz mutluluğa ulaştık. Bu sevinci bize yaşatan bütün futbolculara, teknik ekibe ve Mustafa Denizli'ye teşekkürü bir borç bilirim. Denizli o kadar büyük bir iş başardı ki dağılmaya yakın bir camiayı toparladı. Futbol takımını bu gerginlikten olabildiğince uzaklaştıramaya çalıştı. Kendisini zaman zaman ateşe attı. Oynattığı futboldan hiç bahsetmicem çünkü şu an için sonuçtan bahsetmek istedim. Denizli'nin görevi bitmiş midir? Hayır, benim için başarı önümüzdeki sezon gelecek olandır. Avrupa'da yaşadığımız farklı maçların değilde Barcelona, Liverpool zaferlerinin yanına yeni zaferler eklemesini bekliyorum. O zaman derim ki Denizli Beşiktaşıma oldu. Şu an için eksikleri kapatmış gözüküyor. İlerleyebilecek mi göreceğiz. Haydi Mustafa hoca...
Gelelim Topuz olayına...Mesaideyim çalışıyorum. Trabzon karışmış, olağanüstü kongreye gidiliyor. Beş dakika sonra Topuz Beşiktaş'ta haberi geliyor. Haberi bir yandan yazıyorum, bir yandan da gelen telefonlar abi doğru sorularına cevap vermeye çalışıyorum. Tam bir kaos benim için. Cuma günü olay ters dönüyor. Fenerbahçe aradan sıyrılıp Topuz'u kolundan yakalıyor. Topuz olmaz bırakın diyor. İşler iyice karışıyor. Galatasaraylı eski bir yönetici bizim renklerin ne eksiği var deyip Topuz Galatasaraylıdır diyor. Çöz düğümü bakalım...
Topuz'un kantarı iyice kaçmış gözüküyor. Ama Başkan Demirören bu olayda hırs yapmış gibi geldi bana. Bir şekilde bu olayı çözecek. İnşallah Beşiktaş'a zarar verecek şekilde çözmez. Bunu çok yaptı biliyoruz. Bizi değil Aziz'i üzsün...